22 Ağustos 2016 Pazartesi

Ceren Doğan, Pfizer Avrupa Bölgesel Bilgi Teknolojileri Lideri oldu!


2000 yılında Pfizer ailesine katılan ve 2013’ten beri Orta ve Doğu Avrupa Bölgesi Bilgi Teknolojileri Direktörü olarak görev yapmakta olan Ceren Doğan, Pfizer Avrupa Bölgesel Bilgi Teknolojileri Lideri olarak görev yapmaya başladı.

Ceren Doğan, Boğaziçi Üniversitesi’nde Yönetim Bilişim Sistemleri lisans eğitimini 2000 yılında tamamladıktan sonra 2004 yılında aynı üniversiteden MBA derecesini aldı. 2000 yılında Pfizer Türkiye’ye Satış Etkinlik Sistemleri Proje Yöneticisi olarak katılan Ceren Doğan, bu görevinin ardından Bilgi Teknolojileri Divizyonu içerisinde sırasıyla Kurumsal Sistemler Uzmanı ve Kıdemli Kurumsal Sistemler Uzmanı olarak görev yaptı. 2008 yılında Bilgi Teknolojileri Süreç ve Strateji Müdürü olarak atandı. 2009-2013  yılları arasında Kıdemli Bilgi Teknolojileri Müdürü görevi ile bölgesel pazarlama ve medikal takımlara destek veren Ceren Doğan, 2013 yılından bu yana Orta ve Doğu Avrupa Bölgesi Bilgi Teknolojileri Direktörü görevini sürdürüyordu.

Pfizer Avrupa Bölgesel Bilgi Teknolojileri Lideri Ceren Doğan, yeni görevi hakkında şunları söyledi: “Pfizer Türkiye'de çalışan bir kişi, Pfizer'in faaliyet gösterdiği 150 ülkede kariyer olanaklarına sahip oluyor. Şu anda 40’ın üzerinde üst düzey Türk yönetici uluslararası Pfizer’lerde başarıyla görevlerini sürdürüyor. Ben de 2013 yılında Orta ve Doğu Avrupa Bölgesi Bilgi Teknolojileri Direktörü olarak başlayan daha geniş bir coğrafyaya açılma heyecanımı, Avrupa Bölgesel Bilgi Teknolojileri Lideri olarak sürdüreceğim ve Pfizer’i ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için elimden geleni yapacağım.”


18 Ağustos 2016 Perşembe

Sibel Koral, Janssen Türkiye'de Grup Müdürü oldu!


Sibel Koral, Janssen Türkiye Sağlık Ekonomisi ve Fiyatlandırma Grup Müdürü oldu.

Janssen Türkiye Kurumsal İlişkiler Departmanı Sağlık Ekonomisi ve Fiyatlandırma Grup Müdürü görevine Sibel Koral atandı.

Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde lisans eğitiminin ardından aynı üniversitede MBA eğitimini tamamlamıştır. Sibel Koral, profesyonel iş hayatına 2000 yılında Şişecam’da Stratejik Planlama Uzmanı olarak başladı. 2000 yılı sonunda Pfizer’e geçen Koral, Proje Müdürü, Satış Temsilcisi ve Ürün Müdürü pozisyonlarında toplam 5 yıl boyunca çalıştı.

Kariyerine 2005 yılı sonunda Astra Zeneca’da Ürün Müdürü olarak devam eden Koral, 2009 yılında Pazar Erişim ve Fiyatlandırma Yöneticisi görevine atandı. 2013’te Lilly İlaç’a Sağlık Politikası ve Pazar Erişim Müdürü olarak geçiş yaptı. Haziran ayı ile birlikte Janssen Türkiye ekibine katılan Sibel Koral, yeni görevinde ürünlerin pazar erişim stratejilerine liderlik edecek ve fiyat ve geri ödeme süreçlerinden sorumlu olacak.


29 Temmuz 2016 Cuma

Alman ilaç devi Boehringer Ingelheim'e yeni genel müdür!


Dünyanın en büyük 20 ilaç şirketinden biri olan Boehringer Ingelheim’ın Türkiye operasyonu, Türk ilaç sektörünün yakından tanıdığı başarılı bir isme emanet edildi.

22 yıllık ilaç sektörü deneyimi süresince çok uluslu çeşitli ilaç şirketlerinde yöneticilik yapan ve Boehringer Ingelheim Türkiye’de 9 yıldır farklı görevlerde hizmet veren Evren Özlü, Temmuz 2016 tarihinden itibaren Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü olarak atandı.

Boehringer Ingelheim'daki iş deneyimi sırasında, şirketin Kanada, Brezilya ve Hindistan gibi çeşitli pazarları kapsayan Kurumsal Uluslararası Denetim Programı'nda denetçi olarak görev alan Özlü; 2002 - 2005 yılları arasında Boehringer Ingelheim Türkiye Ulusal Satış Müdürü, 2010 - 2013 yılları arasında da Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörlüğünü yürütmüştü.

Evren Özlü, şu anki görevinden önce, Nisan 2014 - Haziran 2016 döneminde, Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli olmak üzere Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) bölgesinde 69 ülkede Boehringer Ingelheim'ın pazarlama faaliyetlerini yönetti. Bu görevi süresince, hem kurum içinde hem de kurum dışında şirketin bölgedeki ticari faaliyetlerine yön veren bir dizi stratejik projeye imza attı.

Boehringer Ingelheim Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) Sorumlu Müdürü ve Başkanı Karim El Alaoui, Evren Özlü’nün Türkiye’ye Genel Müdür olarak atanması ile ilgili şunları söyledi:
"Boehringer Ingelheim bölgede ve Türkiye pazarında sağlık alanında güçlü bir lider haline geldi. Nihai hedefimiz, ortaklarımız ve sağlık otoriteleriyle birlikte çalışarak Türkiye'deki hastaların ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bu bağlamda, Türkiye pazarına verdiğimiz sözü tutmaya devam ederken büyüme heyecanını yaşadığımız böyle bir dönemde Evren Özlü'nün Boehringer Ingelheim Türkiye'nin yeni Genel Müdürü olarak atanmasından mutluluk duyuyoruz. Evren, farklı görevlerde pazardaki ticari faaliyetlerimiz açısından gerçekten güçlü geri dönüşler sağlayan başarılı stratejik projeler yöneterek ne kadar yetenekli bir lider olduğunu göstermiş oldu. Evren'in liderliğinde Türkiye'deki konumumuzu güçlendirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz." 
İzmir Atatürk Lisesi’nden mezun olan Evren Özlü 1991 yılında İstanbul Marmara Üniversitesi İngilizce Ekonomi bölümünden lisans derecesini aldıktan sonra 1993 yılında Arizona Eyalet Üniversitesi'nde Ekonomi alanında yüksek lisansını tamamladı. Özlü evli ve 2 çocuk babası.


28 Temmuz 2016 Perşembe

Göz sağlığına dikkat, katarakt her yaşta karşınıza çıkabilir!


Görmek… İnsanın en muhteşem duyusu! Bu nedenle sağlıklı görüş hepimiz için çok değerli… Anadolu Sağlık Merkezi Göz Sağlığı Direktörü Prof. Dr. Sarper Karaküçük, sadece ileri yaşlarda değil, her yaşta görülebilecek katarakt sorununa hazırlıklı olmak için önemli bilgiler ve öneriler paylaşıyor.

Göz içi merceğinin göz bebeğinin hemen arkasında yer alan ve mercimeğe benzeyen şeffaf bir yapı olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Göz Sağlığı Direktörü Prof. Dr. Sarper Karaküçük “Katarakt, bu şeffaf yapının matlaşarak ışığı daha az geçirmesi, yani görmeyi zorlaştırmasıyla oluşan bir durumdur” dedi.

Katarakt bebeklerde dahi görülebiliyor

Kataraktın pek çok farklı nedeni olabileceğini aktaran Anadolu Sağlık Merkezi Göz Sağlığı Direktörü Prof. Dr. Sarper Karaküçük “En sık görülen neden, ileri yaşla birlikte lens liflerinin matlaşması. En çok ileri yaş gruplarında görülse de aslında her yaşta karşılaşılabilen bir durumdur. Örneğin, gençlerde bir metabolik hastalığa bağlı olarak görülebiliyor. Bazen bebeklerde dahi görülebilen (doğumsal katarakt) katarakt; diyabetlilerde, uzun süre kortizonlu ilaç kullanan hastalarda, göze gelen darbelerden sonra ya da göze ait uveit, glokom gibi hastalıklardan sonra da ortaya çıkabiliyor. Tüm bunların yanı sıra çevresel etkenler, ultraviole ışınları, radyasyon, hava kirliliği ve beslenme gibi pek çok nedenden de söz etmek mümkün. Kataraktlı hasta, görmesinde azalma hisseder. Bazen yakın bazen uzak görme bozulur, gözlük numaraları sık sık değişir. Katarakt ilerledikçe tüm mesafelerde görme bozularak kalitesiz hale gelir. Renklerde soluklaşma ve sararma olabilir. Hatta gece görüşünde de sorunlar başlar. Dolayısıyla kişinin sosyal hayatı artık daha zordur” açıklamasında bulundu.

Saniyede 40.000 defa titreşim yapan ultrasonik ses dalgaları ile kataraktlı lens eritilebiliyor

Kataraktın ilerlemesini durduracak ya da iyileşmesini sağlayacak bir ilaç ya da gözlük tedavisinin henüz mevcut olmadığını belirten Prof. Dr. Sarper Karaküçük “Şu an için tek tedavi seçeneği cerrahidir. Cerrahi olarak yapılan işlem, matlaşmış ve kataraktlı göz içi merceğinin ameliyatla alınarak yerine suni göz içi merceğinin konması şeklindedir. Fako diye adlandırılan bu ameliyatta, saniyede 40.000 defa titreşim yapan ultrasonik ses dalgaları ile çok küçük bir bölgeden göz içine ulaşılarak kataraktlı lens eritilebiliyor. Ardından, en son teknolojiyle üretilen, hastaya en uygun göz içi merceği (yapay lens) katlanarak içeri yerleştiriliyor. Son zamanlarda “akomodatif lens” denilen uzak ve yakını net görebilen, her türlü kırma kusurlarına en uygun lensler de kullanılmaya başlandı. Lens kapsülü içine yerleştirilecek farklı tipte lenslerle ilgili araştırmalar ise tüm dünyada hızla devam ediyor” dedi.

Erken dönemde yapılan ameliyatlar gecikmiş vakalara göre daha kolay

Cerrahi müdahale zamanlaması için belirli bilimsel kriterler olmakla birlikte, pratikte, hastanın görmesindeki azalmanın da önemli bir kriter olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karaküçük “Erken dönemlerde yapılan ameliyatların, gecikmiş vakalara göre daha kolay olduğu unutulmamalıdır. Cerrahi müdahale, hastaya ait bir özellik olmadığı sürece lokal anestezi ile yapılabiliyor ve genellikle yarım saati geçmiyor. Hasta ameliyattan sonraki gün, birinci hafta ve birinci ay kontrole çağırılırken, birinci ayın sonunda büyük oranda iyileşme sağlanıyor” dedi.

Hangi yaş aralığında ne sıklıkta görülüyor?

55-65 yaş arasındaki insanlarda yaklaşık %4-10 oranında görülen bu rahatsızlık, 65-74 yaş arasında %15-25 oranında görülürken; 75 yaş ve üstünde %40-45'e kadar çıkabiliyor. Doğumsal katarakt ise, yaklaşık olarak her 2000 bebekten birinde görülüyor.


13 Temmuz 2016 Çarşamba

Bölgesel yağlar kabus olmayacak; incelmenin tam zamanı


Bir türlü kurtulamadığınız bölgesel yağlar günlük yaşamı etkilemeyen ameliyatsız, ağrısız, hızlı bir tedavi yöntemi ile ortadan kaldırılıyor.

Soğutma odaklı ultrason teknolojisi Lipocel Body Hifu ile bölgesel yağlardan kurtulmak artık mümkün oluyor. Bir öğle vaktini ayıracak kadar kısa süren tedavi tek seans yani 30 dakikada 1 beden incelme sağlıyor. Yaz kış demeden uygulanan tedavi ile bölgesel yağlar kabus olmaktan çıkıyor.

Lipocel Body Hifu bölgesel yağlanmada ısı hasarıyla istenmeyen yağ hücrelerini yok ederken, özel soğutmalı başlığı ile cilt yüzeyinde yan etki riskini minumuma indiriyor. Deri altı kollajen destek doku uyarılıyor ve tedavi ile gergin bir deri oluşuyor.

Dermatoloji Uzmanı Doktor Şerafettin Saraçoğlu “Estetik dermatolojide son yılların flaş teknolojik çözümlerinden biri olan odaklanmış yüksek yoğunluklu ultrasonlar (HIFU) ameliyatsız yüz germede başarıyla kullanılıyordu. Şimdi ise vücut şekillendirmede kullanılıyor. Lipocel Body Hifu, özel soğutmalı başlığı sayesinde ağrısız ve günlük hayatı etkilemeyen bir çözüm sunarken karın, basen, bel bölgesi, kol ve deri altında en az 1.5 cm kalınlıkta yağ bulunan diğer bölgeler için etkili oluyor. Uygulamada deri altında 13 mm derinliğe yağ dokusuna odaklanılarak bölgede ısı hasarıyla istenmeyen yağ hücreleri yok oluyor. Cerrahi işlemlerle elde edilebilen bölgesel incelmeye eşdeğer bir düzelmeyi otuz dakikalık bir işlemle elde etmek mümkün oluyor.” dedi.


11 Temmuz 2016 Pazartesi

Boyner'den "Askıda İyilik" projesi


‘İyiliğin modası geçmez’ diyerek yola çıkan Boyner, “İyiliğe Dönüştür” ve “Askıda İyilik” projeleriyle Türkiye’nin mağazacılıkta en büyük iyilik hareketine imza atıyor. ‘İyiliğe Dönüştür’ projesiyle bugüne kadar 65 ton giysiyi ihtiyaç sahiplerine ulaştıran Boyner ve Lokman Hekim Vakfı, şimdi de ‘Askıda İyilik’ projesiyle Boyner müşterilerinin ‘iyilik’lerini ihtiyaç sahiplerine ulaştıracak.

Boyner Büyük Mağazacılık’ın Lokman Hekim Sağlık Vakfı ile birlikte yürüteceği ‘Askıda İyilik’ projesinde Boyner müşterileri sembolik fiyatlarla ‘Yetişkin ve Çocuk’ kombinleri bağışlayarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırabilecek. Boyner ve YKM müşterilerinin alışverişlerine ek olarak satın almaları için hazırlanan ‘İyilik Paketleri’ yetişkinler için alt ve üst kombin, çocuklar içinse alt, üst kombin yanı sıra çorap ve şapkayı da içeriyor.

Küçük katkılarla büyük iyilikler yapmak mümkün!

Boyner ve YKM müşterileri, alışverişlerini tamamlarken hazırlanan giysi paketlerini Lokman Hekim Vakfı’na bağışlayabilecek. Yetişkin İyilik Paket’leri 15 TL, Çocuk İyilik Paketleri ise 20 TL’den satışa sunularak ‘Askıda İyilik’e dönüşecek.  Boyner ve YKM müşterilerinin satın alarak bağışladığı giysiler Lokman Hekim Sağlık Vakfı aracılığı ile ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak. Türkiye’nin 37 ilinde 123 mağazada tüm Boyner ve YKM müşterileri bu iyilik hareketine katılabilecek. Ayrıca dilerlerse boyner.com.tr’den alışveriş yaparken de ‘İyilik paketlerini’ sepetlerine ekleyerek online alışverişte de ihtiyaç sahipleri için ‘askıya’ kıyafet bırakabilecekler.

Boyner İyiliğe Dönüştürmeye de devam ediyor!

Geçtiğimiz yıl yine Boyner ve Lokman Hekim işbirliğiyle hayata geçirilen ‘İyiliğe Dönüştür’ projesi kapsamında tüm Boyner ve YKM mağazalarına yerleştirilen giysi kumbaralarıyla bugüne kadar toplanan yaklaşık 65 ton giysi iyiliğe dönüştü. Proje kapsamında toplanan giysilerden kullanıma uygun olanların büyük bölümü ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı. Kıyafetlerin bir bölümünün kermeslerde satılması ve kullanıma uygun olmayan 6,5 ton kıyafetin de hammaddeye geri dönüştürülmesiyle elde edilen gelirle de 38 tıp fakültesi öğrencisine 1 yıllık eğitim bursu sağlandı.


5 Temmuz 2016 Salı

Havuzlar, 2 yaş altı çocuklar için risk taşıyor


Medicana International Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bilge Çetinkaya, birçok kişinin kullandığı ortak alanlar olması açısından ne kadar dezenfekte edilirse edilsin havuzların çeşitli enfeksiyonlara neden olduğunu, bu nedenle 2 yaşından küçük çocukların havuza girmesini önermediklerini bildirdi.

Çetinkaya, yaptığı açıklamada, yaz aylarında artan havuz kullanımı konusunda ailelere uyarılarda bulunarak, küçük çocukların, havuz suyunu bol miktarda yuttuğunu, burun ve kulaklarına kaçmasın diye kendisini yeterince koruyamadığını, bu nedenle enfeksiyonlara daha duyarlı hale geldiğini ve ciltleri daha hassas olduğu için de havuzdaki klor yada diğer kullanılan kimyasallardan daha çok etkilenebildiğini kaydetti.

Birçok kişinin kullandığı ortak alanlar olması açısından ne kadar dezenfekte edilirse edilsin havuzların çeşitli enfeksiyonlara neden olduğunu belirten Çetinkaya, "Bu nedenle 2 yaşından küçük çocukların havuza girmesini önermiyoruz." ifadesini kullandı.

Havuz kullanımında dikkat edilmesi gerekenler

Dr. Çetinkaya, daha büyük çocuklarda ise havuz kullanımında dikkat edilmesi gereken önemli konuları şöyle sıraladı:

"Havuza girmeden en az 30 dakika önce yüksek koruma özelliği olan ve çocukların cilt yapısına uygun güneş koruyucu krem sürülmelidir. Güneş yağları tercih edilmemelidir. Güneşin çok zararlı ve etkili olduğu öğlen saatleri tercih edilmemelidir. Havuzda geçirilen zaman 45-60 dakika ile sınırlandırılmalıdır. Yine gözleri korumak için havuz gözlüğü, kulakları korumak için kulak tıkacı, burundan çok fazla su kaçmasın diye burun tıkacı kullanılmalıdır.

Çocuğumuz tuvalet eğitimi almış ise havuza girmeden tuvalete götürülmeli ve tuvaletini yapması sağlanmalıdır. Daha küçük ise havuza uygun alt bezleri takılmalıdır. Çocuğumuz, havuzda su yutmaması ve tuvaleti geldiğinde söylemesi konusunda da uyarılmalıdır. İshali olan çocuk havuza sokulmamalı, çocukların havuza tuvaletini yapması engellenmelidir."

Çocuklara havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra mutlaka duş aldırılması, duş aldıktan sonra da ıslak mayosunun değiştirilmesi gerektiğini belirten Çetinkaya, "Havuza girmeden önce çocuklarımızın çok tok olmamasına da dikkat etmeliyiz. Yemek yedikten sonra en az bir saat geçmiş olmalıdır. Dolu bir mideyle spor yapmak tehlikeli olabilir. Aynı zamanda çocuğumuzun kusmasına neden olabilir. Havuzun içinde veya kenarında da yemek yenmesi önlenmelidir." ifadelerini kullandı.


3 Temmuz 2016 Pazar

Diyabetik çocuklar Aygaz'ın desteğiyle kampta buluştu


Diyabetik Çocuklar Kampı, Çocuk ve Adolesan Diyabetikler Derneği tarafından bu yıl da Aygaz’ın desteğiyle 24. kez gerçekleştirildi.

Aygaz'da yapılan açıklamaya göre, Türkiye'nin çocuklara yönelik ilk sağlık kamplarından biri olma özelliğini taşıyan kamp, 26 Haziran-2 Temmuz tarihlerinde düzenlendi.

Kamp, diyabetik çocuklara kendi kendilerine yeterek yaşamayı eğlenerek öğretirken, yeni dostluklar kurmalarını sağladı.

Bu yıl da Aygaz'ın desteğiyle gerçekleştirilen kampta, çocuk endokrinolojisi ve diyabetinde uzman doktorlar, hemşireler, diyet uzmanları, psikologlar, psikiyatristler ve spor eğitmenleri gönüllü olarak görev yaptı. Kampta 9-18 yaşındaki diyabetik çocuklar bir araya geldi.

Kamp çocuklara, diyabetle mutlu yaşamanın mümkün olduğunu göstermeyi, onlara güven aşılamayı ve aralarındaki dayanışmayı arttırmayı hedefledi.

Çocuklara hipoglisemi ve hipergliseminin nedenleri, klinik bulguları, alınacak önlemler, kan ve idrarda glikoz keton bakılması, insülin tipleri, etki özellikleri, enjeksiyon teknikleri, spor ve egzersiz yapma alışkanlığı, diyabette beslenme özellikleri ve düzeni, diyabetin komplikasyonları konusunda bilgilerin aktarıldığı kampta, diyabette takip kriterleri ve diyabeti izlemenin önemi konusunda uygulamalı ve teorik eğitimler verildi.
Kampta çocuklar yüzmeden voleybola, aerobikten masa tenisine farklı spor faaliyetlerine katılırken folklor, dans, el sanatları gibi alanlarda da yeteneklerini sergileme fırsatı buldu.

Herkesin gönüllü çalıştığı kampta çocuk diyabetinde uzman üç profesör, bir uzman doktor, iki asistan doktor, dört hemşire, üç diyet uzmanı, bir psikolog, bir psikiyatrist ve iki spor eğitmeni bulunuyor.

Birçok sağlık kampı için örnek teşkil eden Diyabetik Çocuklar Kampı, 24 yılda yaklaşık 2 bin çocuğu konuk etti.